Her ilişkide küçüklü büyüklü sorunlarla karşılaşılır. Zihnimiz bir güçlükle yüzleştiğinde “bir şeyler ters gidiyor” diye düşünmeye yatkındır; oysa ilişkide sorun yaşanması, ilişkinin sağlıksız olduğu anlamına gelmez. Taraflar karşılarına çıkan zorluğa mantıklı yaklaşıp birlikte çözmek istedikleri sürece ilişki sağlıklı biçimde sürebilir. İstanbul terapi arayışındaki birçok kişiyi kapıya getiren nedenler arasında da ilişki problemleri yer alır.
“İlişki” denince çoğumuzun aklına önce romantik ilişkiler gelir. Partnerle yaşanan sorunlar çoğu zaman diğer ilişkilerdekilerden daha üzücü ve yıpratıcı hissettirir. Elbette bu herkes için aynı değildir; kimi insanın hayatında aile ya da arkadaşlıklardaki sorunlar çok daha fazla yer tutar. Bu bireysel farkları gözeterek ben, Klinik Psikolog Gizem Ünal olarak bu yazıda “ilişki” kavramını geniş tutuyorum: romantik ilişkileri, arkadaşlığı ve aile ilişkilerini kapsıyor, gerektiğinde bunlardan birine özel olarak değiniyorum.
Her sorun kötü bir işaret değilse ve sayısız ilişki biçiminde problemlerin de bir yeri varsa, gelin bunlara yakından bakalım.
İlişki Nedir?
İlişki, iki ya da daha fazla kişi arasında duygusal, fiziksel, sosyal ve maddi paylaşımlarla şekillenen bir dinamiktir. Sürekli değişen ve karşılıklı etkileşime dayanan yapısı nedeniyle ilişkiler hiçbir zaman durağan değildir.
Hayattaki değişimler ve gelişimler yalnızca bireyleri değil, insanların arasındaki bu canlı yapıyı da yakından etkiler. Kontrolümüz dışındaki değişimler söz konusu olduğunda ilişkiler de bundan nasibini alır ve çeşitli konularda olumsuz etkilenmeye başlar. Uzun ilişki problemleri çoğu zaman bu değişimlerin birikmesinin sonucudur.
İlişkilerde İletişim Problemleri
Sorunların kendini ilk gösterdiği alanlardan biri iletişimdir. İki insan arasındaki bağı en başta kuran şey, aralarında geliştirdikleri iletişimdir; yani duygusal ve fiziksel pek çok öğeyi barındıran iletişim dilleri ve biçimleridir.
Etkili iletişim, birçok unsurun bir araya gelmesini gerektirir: tarafların hem birbirini hem kendini tanıması, sözcükleri doğru ve etkili kullanması, empati ve hoşgörü gösterebilmesi, eleştiriye açık ve önyargısız olması, sözlü dilin yanında beden dilini de iyi kullanabilmesi. Bu özellikler eksik kaldığında iletişim problemi ortaya çıkabilir. Örneğin taraflardan biri meseleyi konuşarak çözmek yerine diğerinin kendiliğinden anlamasını bekliyor, duygu ve düşüncelerini dürüstçe paylaşmıyor, konuşmadan önce düşünmüyor ya da iyi bir dinleyici olmuyor olabilir.
İletişim sorunlarının bir başka kaynağı, ilişkideki sorunlara yapıcı yaklaşmak yerine yıkıcı, olumsuz ve suçlayıcı bir dil kullanmaktır. Şu örnekler bunu somutlaştırıyor:
- “Şu davranış beni rahatsız ediyor” demek yerine “Sen beni rahatsız ediyorsun” demek
- Sorunu ve uyandırdığı duyguları yapıcı bir dille paylaşmak yerine iletişimi keserek tavır almak
- Her iki tarafın da sorunda payı olabileceğini düşünmek yerine yalnızca karşıyı suçlamak
- “İkimiz de hata yapıyoruz, birlikte çözelim” diyerek iş birliği yapmak yerine “Hatalı olan sensin, sen çöz” tutumunu sergilemek
Bu tutumlar sorunu çözmek bir yana, daha da çıkmaza sokar ve mevcut sorunun üstüne yenilerini ekler. İki kişi arasında sözlü ya da sözsüz iletişimin, en basit beden ve duygu ifadeleriyle bile neler yapabildiğine dikkat edin!
İlişkide Esnek Olmamak
İletişim sorunlarının ortaya çıkabilmesi için bir zemin gerekir: bu zemin, kişilerin karşı tarafın beklenti ve isteklerinin tam karşısında durması, kendi beklentilerinden, hatta kurallarından ve ilkelerinden hiç taviz vermemesidir.
Romantik ilişkilerde, arkadaşlıkta ve aile içinde her zaman aynı fikirde olmak ya da hayata aynı pencereden bakmak zorunda değiliz. Ancak karşımızdaki kişiye verdiğimiz değer ölçüsünde esnek davranmak, ilişkiyi daha sağlıklı tutmak için önemlidir. Buna rağmen insanlar çoğunlukla kendi çıkarlarını korumaya odaklanır ve esnek davranmaz. Çıkarların çatıştığı noktada iş birliğine gidebilmek ise tarafların yaşadığı sorunları azaltabilecek bir yoldur.
İlişkide Yardımlaşmamak
Herkesin yetiştirmesi gereken sayısız iş var. Günümüzde ev, iş ve ilişkiler arasında gidip gelen insanlar, hobilerine bile zaman ayıramayacak kadar yoğun. Bu koşullarda ilişki içinde yardımlaşmamak, hem ilişki hem de bireyin kendi yaşamı için tehdit oluşturan bir unsura dönüşebiliyor.
Örneğin iki eşin de çalıştığı bir evlilikte, ev işlerini paylaşmak ve birbirinin yükünü hafifletmek gerekir. İletişim ve esneklikte olduğu gibi yardımlaşmada da kendimizden fedakârlık yaparak çıkar çatışmasına düşmemek, karşımızdakinin de bir insan olduğunu ve her şeye yetişemeyebileceğini unutmamak gerekir. Bu göz ardı edildiğinde sorunlar kaçınılmaz olur. Sonuçta birbirimizden destek almayacaksak, neden sosyal varlıklarız ve ortak bir hayat kurmakta neden bu kadar ısrarcıyız?
İlişkide Saygı Problemi
İlişkilerimizi genellikle sevgi üzerine kurarız. Tanışırken ya da birlikte zaman geçirmeye başlarken iki kişi arasında ilk doğan olumlu duygular sevgi ve hoşlanmadır. Romantik ilişkilerde ise aşk gibi yoğun bir duygu kümesi devreye girer; olumlu duygular zirveye çıkar ve karşımızdakinin hiçbir olumsuz yönünü fark etmeyiz.
Birbirimizi çok sevmemiz, bir arada olmaktan büyük mutluluk ve heyecan duymamız, saygı göstermeyi gerektirir mi? Gerektirmez, ama saygısızlığa yol açabilir. Birbirini yakından tanıyan ve seven insanlar, karşısındakinin görüşlerine, yaptıklarına ve tercihlerine karışmakta kendilerini daha rahat hissedebilir. Bu da bir noktada karşı tarafın seçimlerine saygı duymamaya varır.
Saygı, ortak noktalarda buluşmamak ya da gerektiğinde birbirimizin fikrini sormamak anlamına gelmez. Saygı, karşı tarafın da sınırları olabileceğini kabul etmekle başlar. Oysa insanlar bir ilişkiye girdiklerinde sınırların çoğunun ortadan kalktığını ve tek bir bütüne dönüştüklerini düşünebilir. Bu pek sağlıklı bir örüntü değildir ve ilişkide sorunlara yol açabilir.
İlişkide Özel Alan Yaratamamak
Bu sorun günümüzde saygısızlık sorunuyla birlikte ilerliyor. Birbirimize saygı duymadığımızda, birbirimizin sınırlarına ve hatta özel alanlarına da girmiş oluyoruz.
Kabul edelim: bir romantik partnerimiz ya da en yakın arkadaşımız olduğunda, farklı bedenlerde tek bir kişiye dönüşmüyoruz. Herkesin özel bir alana ihtiyacı vardır. Kimi zaman yalnız vakit geçirmek, yakın olduğu kişi dışında insanlarla görüşmek, ayrı etkinlikler yapmak, yaşadığı her şeyi paylaşmamak ve bazı şeyleri kendine saklamak isteyebilir. Özel alanların neler olduğuna dair uzun bir liste çıkarabiliriz ve bu liste kişiden kişiye değişir; ama herkes için ortak olan, bu alana ihtiyaç duymaktır.
İlişkinizde birbirinize özel alan tanımıyor, tarafların kendilerine ayırdığı alana müdahale ediyor ya da her şeyi mutlaka birlikte yapmak zorunda hissediyorsanız, özel alan yaratma konusunda bir sorun yaşıyor olabilirsiniz. Bu da ilerleyen dönemde ilişkiyi olumsuz yönde etkileyebilir.
İlişkide Cinsellik ve Yakınlık Sorunları
Romantik ilişkilerde cinsellik, tüm ilişkilerde ise yakınlık önemli bir konudur.
Romantik ilişkilerde cinselliğe dair pek çok “kural” duymuş olabilirsiniz: haftada şu kadar kez cinsel ilişkiye girmelisiniz, orgazm olmalısınız, fantezi kurmalısınız gibi kalıplar tanıdık gelebilir. Oysa tüm çiftlerin aynı sıklıkta ve aynı sürede cinsellik yaşaması ya da benzer biçimde yaşaması gerekmez. Asıl önemli olan, partnerlerin birbiriyle uyumudur.
İlgi, beklenti ve istekler örtüşüyorsa, örtüşmese bile partnerler neye ihtiyaç duyduklarını konuşup birbirinin memnuniyetini öne alabiliyorsa, sağlıklı bir cinsellikten söz edebiliriz. Aksi halde cinsellik de ilişkide bir cinsellik problemine dönüşebilir.
Romantik ilişkilerde olduğu kadar diğer ilişki türlerinde de yakınlık kurmak ve bu yakınlığı karşılıklı olarak hissettirmek önemlidir. Yakınlığın anlamı herkes için farklıdır. Aile ve arkadaşlık ilişkilerinde de benzer bir yakınlık anlayışına sahip olmak, aynı şeylerden hoşlanmasanız bile birbirinizin neye ihtiyaç duyduğunu anlayıp ona göre davranmak, ilişkileri daha sağlıklı bir noktaya taşır.
İlişkide Güven Eksikliği
Güven, bütün ilişkilerde olmazsa olmaz sayılan unsurlardan biridir. Bir ilişkiye başlarken güvenebilmemiz için karşımızdaki insanı tanımamız ve bu süreçte edindiğimiz bilgilere dayanarak onun hakkında bazı öngörüler geliştirmemiz gerekir. İlişki ilerlediği hâlde güven konusunda hâlâ bir sıkıntı varsa iki soruyu düşünmek gerekir:
- İnsanlara güvenmekte zorlanıyor musunuz?
- Karşınızdaki kişi güven vermekte mi zorlanıyor?
Her iki durumda da sorun aslında iki tarafı da ilgilendirir. Kendisine güvensizliği gerektirecek bir durum olmadığı hâlde güvenmeyen bir kişi ilişkiyi zedeleyebileceği gibi, karşı tarafa hak ettiği güven ortamını sağlamamak ve onu sürekli tetikte tutmak da olumsuz bir durumdur. Güven sorunu, taraflar arasında bir uzlaşmaya varılarak ya da destek alınarak çözülmesi gereken ciddi bir meseledir.
İlişkide Tarafların Kişisel Sorunları
İlişki problemleri yalnızca ilişkinin içinde doğmaz. Bireylerin kendi hayatlarında da kişisel sorunları olabilir ve bu sorunların yarattığı bireysel zorlanmalar ilişkiye de yansıyabilir. İlişkiyi ciddi ölçüde etkileyen bir durum varsa, arkadaşlarınızdan, partnerinizden ve ailenizden destek almanın yanı sıra bir uzmandan destek almak da sağlıklı bir ilişki kurabilmek için önem taşır.
İlişkide Problemi Reddetmek
Sıraladığımız tüm sorunlar kendi içinde alt başlıklara ayrılabilir ve çeşitlendirilebilir. Ancak en büyük sorunlardan biri, yaşanan tüm zorluklara rağmen bunları kabul etmemek, yani reddetmektir. Bir sorunun var olduğunu kabul etmeden onun üzerinde çalışmak ve düzeltmeye uğraşmak mümkün olmaz.
Yukarıda anlattığımız sorunların her biri için belirli çözüm yolları sunulabilir. İletişim sorunu yaşıyorsanız etkili iletişim kurmak için kendinizi geliştirebilir, karşı tarafla sorunları konuşmayı seçebilir ya da bir uzmandan yardım alabilirsiniz. Ancak “ortada bir sorun yok” diye düşünüyorsanız çözüm için ne alan açabilir ne de çözüm arayabilirsiniz; çözülebilecek sorunlar daha da olumsuz etkiler yaratarak ilişkiyi çıkmaza sürükleyebilir. İlişkinin içindeki kişiler bunu fark etmiyorsa, belki yakınları fark edip uyaracak ya da dikkatlerini bu konuya çekecektir. Bu uyarılara kulak verip harekete geçmek en faydalı yoldur; çünkü psikoterapi bile kişinin kendi isteğiyle başlayabildiği bir ilişkidir. İkili ilişkilerde de çözüme yönelik bir istek ve çaba yoksa sorunlar yerinde durmaya devam eder.
İlişki Problemlerinde Psikolojik Destek Almak
İlişki problemlerinizi çözmeye bir adım daha yaklaşmak için psikoterapi desteği alabilirsiniz. Ben Klinik Psikolog Gizem Ünal; Küçükçekmece klinik psikolog olarak yüz yüze seansları Halkalı’daki çalışma odamda, Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından görüşmeleri ise online olarak yürütüyorum. İstanbul psikolog arayışındaysanız ya da Halkalı psikolog seçeneklerini değerlendiriyorsanız, ilk görüşmede yaşadığınız sorunu ve ihtiyaçlarınızı birlikte netleştirir, size uygun terapi planını oluştururuz.
İstanbul şema terapi sürecinde ise ilişkilerinizde tekrar eden örüntülerin geçmişteki kökenlerini anlamaya ve bu örüntüleri dönüştürmeye odaklanırız. Çalışma yaklaşımım ve eğitimim için Hakkımda sayfasına göz atabilir, WhatsApp üzerinden randevu isteyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel durumunuz için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.
Yararlanılan Kaynaklar
- Talkspace, “Relationship Problems”: https://www.talkspace.com/blog/relationship-problems/
- Marriage.com, “Solutions for 8 Common Relationship Issues”: https://www.marriage.com/advice/relationship/solutions-for-8-common-relationship-issues/
- Psychology Today, “Signs of Serious Relationship Problems”: https://www.psychologytoday.com/us/blog/toxic-relationships/201904/signs-serious-relationship-problems
- Avustralya Psikoloji Derneği, “Relationship Problems”: https://psychology.org.au/for-the-public/psychology-topics/relationship-problems
Bu konuda konuşmak ister misiniz?
Yüz yüze ya da online görüşme için randevu talebinizi iletebilir, aklınıza takılanları WhatsApp üzerinden sorabilirsiniz.




